Mutluluk nedir? Zenginlik mi? Para mı? Lüks yaşam mı? Herkesin mutluluk anlayışı farklı olsa da, genelde rahat bir yaşam istenir. Bir insana aniden, beklemediği bir anda "mutlu musun?" diye sorarsanız, ne cevap verir? Bu günün hangi saatine rast geldiğine bağlıdır bence, çünkü sabah erken saatlerde, yollarda koşuşturup duran insanları çevirip "mutlu musun?" diye sormak ters bakışlara maruz kalma sebebi olabilir.”dalga mı geçiyorsunuz?” cevabını almanız ise olası.
Peki mutsuz olmak için nedenleri nedir?
Gibi benzeri cevaplar almanız mümkün. Peki öğlen saatini deneyelim. Yani çalışan insanların yemek saatini;
Akşam saati daha mı umutsuz dersiniz? Duraklar tıklım tıklım, Gelmeyen geç gelen araçlar, fazla kalınmış mesai saatleri, trafik vs. vs.
Kısacası günün her saatinde mutsuz olabilmek için bahanemiz çoktur. Yani hiç kimse sabah uyanabildiği için, trafikte itiş tıkış bile olsa gidebileceği bir işi olduğu için, öğlen bir simit dahi olsa yiyebildiği için , akşam dönebilecek bir yuvaya sahip olduğu için şükretmez. Bulunduğu ortamda yaşadığı için mutlu olmaz.
Oysaki aslında mutlu olduğumuzu anlamak için onu kaybetmek mi gerekir? Yaşadığımız ufak mutlu saniyelerin, ileriki yaşantımızda hatırlayacağımız tatlı anıların temeli olacağını unutmamamız gerekiyor.
Araştırmalar aslında mutlu olduğumuz için gülümsemediğimizi, gülümsediğimiz için mutlu olduğumuzu gösteriyor. Yani beyin ancak gülümsersek endorfin hormonu salgılıyor ve ancak o zaman mutlu olabiliyoruz.
Merhum Sakıp Sabancı bir röportajında: "Koskoca bir araba fabrikasının olduğu halde oğlunun asla arabaya binemeyeceği" gerçeğinden bahsetmişti. Yani bazen mutluluk getirir diye düşündüğümüz sebepler aslında mutluluğun yanından bile geçmeyebilir.
Anlayana...
İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş.
Hep şikayetçi hep bıkkınmış...
Bir gün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler.
'' Saklayalım, zor bulsunlar .Zor buldukları için belki kıymetini bilirler '' diyerek başlamışlar tartışmaya. Sorun büyükmüş. Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü. Kimisi ''Everest'in tepesine saklayalım'' demiş, kimisi
''Atlas Okyanusu'nun dibine'' demiş.
Taç Mahal'in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası, bir
hastanenin yeni doğan odası, dondurma külahı, şarap şişesi, sigara paketi,l ale bahçesi...
Pek çok yer düşünmüşler, ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş...
Derken; meleklerden biri ''İÇLERİNE SAKLAYALIM '' demiş.
'' Kimsenin aklına gelmez içine bakmak''
İşte o gün bugündür, mutluluk insanın kendi içinde saklıymış.
Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor. Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk. Ne başkasının ekmeğinde , ne başkasının evinde, ne de başka bir şeyde...
Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun
Siz dışını boş verin , içinize bakın...
Ne dersiniz???
Hepinize mutlu günler
| Date: 04 June 2008, Wednesday | Comments (1) | Add Comment | More |