Yaşadığımız toplumda kadının ne kadar arka planda kaldığı, (ancak ufak kışkırtmalarla ama amacın ne olduğunu bilmeden isyan ettiği anları saymazsak )son yılların tartışması halini alan "türban" meselesinden anlayabiliriz. Diyanet işleri başkan yardımcısı Şevki Aydın yaptığı açıklamada" kadının eğitim konusunda ana unsur olduğu, fakat bunun gözden kaçırılarak, arka planda hatta karanlıkta bırakıldığını" söylemiş.
Bu yalnızca bizim toplumumuzda değil, nerdeyse tüm müslüman toplumlarda böyle. Kadın muhafazakar düşünceler baskısı ile yetişen ve yetiştiren olarak kalıyor. Yani eğitimde ana unsur olduğunun bile farkında olmayan toplumları erkek egemen halini almasına izin veren yine korkak kadınlar var. Ve bunların yetiştirdikleri nesiller eğer erkek ise "kendini egemen" kadın ise "işe yaramaz" sanıyor.Onların zihniyetiyle kadının yeri ve kocasının arkasıdır. Sanırım bu yüzden "kadınlar, başarılı ekeğin yanında değil , arkasında yer" alıyorlar.
Bazı kadınlar tarafından bu durum yavaş yavaş değiştirilmeye çalışılsa da, hala cehalet denizinde boğulan ve karanlıkta kalmakta ısrarlı davranan kesim, adının kabul edilmemesine destekçi olmaya devam ediyor. Emirlere itaatte kusursuz davrananlar, varlıklarının erkek egemenliği altında kaybolmasına izin veriyorlar. Kapanıyorlar! ama kendileri için değil, karşı cinsi tahrik etmemek için, susuyorlar, çalışmıyorlar ama kendileri için değil, koca ve çocuk bakımı için, doğuruyorlar! ama kendileri için değil, kocalarının soyu için.Yani baştan sona başkaları için yaşayanlar sonunda onlar tarafından yok edilmeye mahkum olabilirler.
Kadınlar, artık varlıklarının yaşamın içinde en büyük unsur olduğunu kabul etmek zorundalar. Çünkü kendilerini karanlıkta bıraktıkları takdirde "iyi ve gelişmiş toplumlar" olmayacaktır.
Sevgiyle kalın
| Date: 10 June 2008, Tuesday | Comments (4) | Add Comment | More |