Nedir bu insanları bu kadar acımasız duyarsız hale getiren? Yaşam şartları mı? Hava mı? Su mu? Ne? İlkel zamanlarda birbirini anlamayı henüz keşfedememiş, ilk insanlardan ne farkımız var ki? Daha birbirimizi, karşılıklı isteklerimizi anlayamamışken gelişmiş bir ülke olsak ne olur?
Kim için ne için gelişeceğiz? Bir arada yaşayamayan hep “ben” merkezli insanlar için mi? Bu konuya nasıl girdiğimi düşünebilirsiniz? Medya, basın hangisine bakarsanız bakın hep kötü haberler var. Şehitler, kapkaçlar, namus cinayetleri, dolandırıcılık, savaş, siyasi kargaşa vs. hatta vurdum duymazlık ve hoşgörüsüzlüğü minicik bedenlere uygulayabilecek durumlara gelen insanlara kadar var. Hoşgörü anlayış bu kadar zor mu?
Hoşgörüsüzlük denen şey, eğitimli yada eğitimsiz herkes de olabiliyor. Ben, bunu önce insanın kendisi ile barışık olmamasına bağlıyorum. İnsan önce kendini sevmeli saygı duymalı ki başkalarına gösterebilsin.
Suç işleyen insanlara bakarsak, kendisiyle barışık olmayanların, hatta çocukluğunda sevgisiz büyüyenlerin çoğunlukta olduğunu görebiliriz. Hoşgörü ve anlayış, sağlıklı bir bedenin gösterdiği tepkidir. Bence hayatın özüdür, insan ilişkilerinde bir temeldir. Yaşanan bir çok kargaşanın yani evde, okulda, işte, trafikte, sokakta insan neslinin bulunduğu her yerde eğer hoşgörü yoksa kavga, tartışma, güvensizlik ve olumsuz olabilecek bir çok davranışı görmek mümkündür.
Hoşgörüsüzlük, artık içimize aramıza o kadar yerleşmiş ki, dizlerimizde, filmlerimizde hatta minicik çocuklara sunulan çizgi filmlerimize bile konu olmaktan çıkamıyor. Nerdeyse fener ışığından bile yangınlar çıkaracak hale geldik. Herkes her an patlamaya hazır bomba misali dolaşır oldu. Kimse kimseye anlayışlı olmak istemiyor. Neden peki? Huzursuz bir ortamda yaşamak hoşgörü göstermekten daha mı kolay? Toplumda hoşgörü yemek içmek nefes almak kadar önemlidir. Hoşgörüyü davranışa dönüştürmenin yolu, hoşgörünün yayılmasına,insanın sevgi dolu olmasına, kendine ve çevresine saygı duymasına bağlıdır. Hoşgörü bir davranış biçimi haline getirilmelidir.
Düşünün bir kere bu sabah nasıl kalktınız? En son aynada kendinize ne zaman gülümsediniz? Ne zaman trafikte arkanızdan korna çalan yada sizi ısrarla sollayana yol verdiniz?Yada ağzınızın içinde mırıldanmadınız? Sabah sabah bile olsa, tüm mahmurluğa rağmen, herkese günaydın, merhaba dediniz? Ne zaman patronunuza sinirlenme diniz? Yada patronsanız alt kademenizde çalışan insanların hatalarını affettiniz?Bir çocuğun başını en son ne zaman okşadınız? Asansöre yetişen son iki kişiden biri olup diğerine yol verdiniz?
Bunları okurken yaşam şartları zor? Ev geçindirmek çocuk büyütmek, patron dırdırı çekmek, hırslı kendini düşünen insanlarla uğraşmak çok zor ve bu durumda hoşgörüde neymiş diyebilirsiniz. Ama bir kere deneyin karşınızdakini dinlemeyi ama sonuna kadar, hatalı bile olsa onu affetmeyi, incir çekirdeğini doldurmayacak sebepler yüzünden insanları kırmamayı sakin olmayı ve göreceksiniz ki kuş kadar hafifsiniz.
Hoşgörünün en güzel örneklerini Mevlana Hazretlerinde okumak mümkündür.O” Ben insanların ayıplarını gören gözlerimi kör ettim, sende onlara benim gibi iyi gözle bak” der.Bu konuda Hacı Bektaşi Veli ,Yunus Emre ve Karaca Sultan da çalışmalar yapmış ve yıllar boyu insanları hoşgörülü olmaya davet etmiştir. Yazımı yine onlardan birinin öğütleri ile bitirmek istiyorum.
Yıktığın varsa yapacaksın
Ağlattığın varsa güldüreceksin.
Döktüğün varsa dolduracaksın
Çıplakları giydirecek, açları doyuracak, az halkı çok edeceksin, ve en önemlisi
Eline, beline, diline hakim olacaksın. Hoşgörülü olacaksın.
T.Nelliy İzbudak
| Date: 21 May 2008, Wednesday | Comments (8) | Add Comment |
yazıkki hoşgörüsüz bir toplumun fertleriyiz,sanırım hayat şartlarının ağırlığı bizi sabırsız,sinirli ve katı yapıyor.
(21/05/2008 12:51)
maalesef hoşgörüyü de bir yerlerde ardımızda bıraktık bıraktığımızın bile farkına varamadan:(
(21/05/2008 23:37)
"Nedir bu insanları bu kadar acımasız duyarsız hale getiren? Yaşam şartları mı? Hava mı? Su mu? Ne? İlkel zamanlarda birbirini anlamayı henüz keşfedememiş, ilk insanlardan ne farkımız var ki?"
çok farkımız var inanın... hem de çoook... hangi birinden başlamalı, hangisini önce anlatmalı... en basitinden birbirimize tahammülümüz yok diye kendimiz dışında herkesi suçlamak... bu bile hoşgörüsüzlük değil mi?
sevmek herşeyin başı...
önce kendini sevecek insan... kendini sevmeyen hayatı sevemez...
işte hoşgörü de burada başlıyor; kendini hoşgörecek insan önce... sonra...
sonrası malum; herkes mutlu yaşayacak...
(22/05/2008 10:53)
@yasardilsiz
Evet bu sözlere bende katılıyorum dün yazacaktım hatta yazdım tam gönder tuşuna basacakken vazgeçtim o cesareti bulamadım bir an yok olmaz yazamam dedim.
İnsan önce kendisini sevmeli ve her hali ile kabul etmeli, kendi adıma zaman zaman ne kadar uyuz, sinirli, anlaşılmaz olduğumu kabul ediyorum. O zamandan beridir kimsenin kalbini kırmadığımı düşünüyorum.
(22/05/2008 22:48)
bende size katılım odevime cok yardımcı oldun sen kimsen ben 11 yasımdayım adım gülsah cetinkaya
(19/03/2009 19:13)
ben essekkur diom dilerim iyi hayat yasarsın allah ne muradın varsa versin"aminnnnnnnnnnnnnnnnn"
(19/03/2009 19:14)
tuytum salak kızım deeeeeeeeeliyim ben sizi b....ooooo......ssssssssss
(19/03/2009 19:16)
hgfjfgj
(19/03/2009 19:17)